Arafta, Ama Güvende.
| 2025'in özet fotoğrafı seçtik :) |
https://open.spotify.com/intl-tr/track/0WAEGVylZjbe2mQ6Or6HxY?si=a9413b763d6a4615
Bu arada filmi izlemenizi aşırı aşırı öneriyorum; filmin bitiminde, sulu gözlerim daha fazla dayanamayıp kendini bıraktığında uzun süre etkisinden çıkamadım. Aslında film için uzun uzun konuşmak istiyorum ama benim de hâlâ, evet hâlâaa, hallemediğim bir konu olduğu için, girersem çıkamayacağım korkusundan konuşmaktan kaçtığım bir noktada duruyorum.
E şimdi geldin direkt konuya girdin diyorsunuz, haklısınız. Pek yüzüm yok size selam vermeye, çok çok koptum ve uzaklaştım. Geleneksel yıl sonu yazımızı da es geçtim ama elbette ki bir iki kelam edeceğimmm.
2025 üzerimizden geçti değil mi? Yani görüyorum ki bayağı hepimize ayrı ayrı girişip gitmiş gibi. Bana “2025’i bir kelimeyle anlat” deseniz sanırım “araf” derim. Neden derim? Çünkü bence hayatımızın en en ennn ne olacağını bilmediğimiz ama neyin içinde de olduğumuzu bildiğimiz bir yılıydı. Yani “bu böyle gitmez ama dur bakalım bir süre daha böyle gitsin” yılıydı bence. Yahu ne demek istediğimi anladınız bence.
Kişisel olarak duygusal karmaşının aşırı aşırı yük olduğu bir yıl oldu benim için. Her gün farklı bir gündemin pençesinde olmak, hem ülke olarak hem de kişisel olarak beni inanılmazzz yordu. “Bugün bir şey değişecek mi, değiştirebilecek miyim? Çünkü bundan mutlu ya da hoşnut değilim” hissiyatıyla geçirdiğim bir yıldı açıkçası. Biliyorsunuz, belirsizlik benim o korkunç canavarım ve dostlarım, yıl benim için koskoca hiçbir şeyin belli olmadığı bir durumla geçti.
Ve hâlâ belirsizlikler devam ediyor. İşimizde devam ediyor muyuz? Nerede yaşayacağız, evimiz neresi olacak, eşyalarımız yok, bla bla blaaa… Arkadaşlar, benim şu an ortada sadece bir gelinliğim var hahaha.
Deniz ile her gün her gün değişen planlarımız eşliğinde, daha doğrusu hayat bugün bize bir şey veriyor ve “tamam o zaman böyle ilerleyelim” diyoruz, sonra hayat ertesi gün başka bir şey veriyorrr. Şahsen benden kocaman bir yetooo. Ben ne kadar kaçtıysam bu belirsizlikten, hayat aldı kucağıma koydu; şimdi “hadi bakalım bu bebeği hayatta tut” der gibi, kendi duygularımı bu boşluğun içinde ayakta tutmaya çalışıyorum ve çok çok çok aşırı zorlanıyorum. Yeterince anlamışsınızdır ne kadar zorlandığımı :)
Yahu, eee güzel şeyler olmadı mı hiç diyorsunuz, biliyorum ama oluyor. Ama güzel şeyler de oldu, elbette.
Deniz’le üçüncü yılbaşımızı karşıladık. O sabah İzmir’de, güneşin doğuşunun denize vurduğuna şahitlik ettiği evimizde uyandık. Akşam arkadaşlarımız gelecekti ama sabah iş vardı. Ben yine yorgunluk ve duygusal karmaşayla bilgisayarın başındayken, Deniz yatağa uzanmış, bana motivasyon konuşması yapıyordu. Bir anda hüngür hüngür ağlamaya başladım. Adamcağız ne olduğunu anlamadı tabii. O kadar güzel şeyler söylüyordu ki, “Ben ne yaptım?” bakışı vardı yüzünde.
Ama mesele o değildi.
Mesele, duygularımı güvenle bırakabildiğim bir yer olmasıydı. Hayatım boyunca duygularını göstermek “zayıflık” olarak öğretilmiş bir insan için, bir çift gözün “yaşa, ben buradayım” demesi tarifsiz bir şey. O an hissettiğim güveni kelimelere dökmek zor. Kendimi tutmadım. Ağladım. Çünkü birinin omzumda durduğunu biliyordum.
O an, bu karmaşanın içinde bana böyle bir liman verdiği için hayata gerçekten teşekkür ettim.
Neyse, ez cümle bilmiyorum, karışık bir yıldı. Ben de karışığım, onu da anladınız. 2025’i sevmedim, sevemedim. Çok güzel anlar yaşadık ancak bir şey değişti ve bu değişen şey hoşuma gitmedi.
Birlikte büyüyen arkadaşlıklarımızın kimi hoşuma gitmemeye başladı, kiminden gönülden uzaklaştım, kiminde de uzaktan da olsa o bağın devam ettiğini gördüm. Bazı şeyler eskisi gibi olsun isterken aslında oradan çok uzakta olduğum gerçeğiyle yüzleştim sanırım ve bu da hoşuma gitmedi.
Her şeyin kökten değişebileceğini gördüğüm bu senede bu korkutucu gelmeye başladı. Değişimi gerçekten çok severim ama her değişimi de sevmeyiz şimdi, doğru söylemek gerekirse. Benim de öyle bir yıl oldu işte. Gerçeğe baktığımda “hıh, sevmedim bunu” oldum, hoşnut olmadım. Ne yapayım yani, ister şımarıklık olsun ister başka bir şey.
Şimdi ise iki kişi bir dünya kurmanın eşiğindeyiz.
Bundan çok korkuyorum ama bir o kadar da heyecanlıyım. Hangi eşikten geçeceğiz, hangi manzaralara çıkacağız bilmiyorum ama şunu biliyorum: Tatlı olmayan gerçeklerin içinde bile bana son lokmayı güzel sunacak biri var. Bu bile tek başına, dünyadaki en büyük güven duygusu.
Umarım yeni yıl araftan çıktığımız, yönümüzü bulduğumuz ve gerçeklerin biraz da keyifli sofralarda olmanın hissiyatını verdiği bir yıl olur. Bu yıl biraz daha karanlık gibi, nedenini dillendirmeyeceğim zira gerçekten Silivri soğuktur kesin.
Ama biliyorum ki güneş yeniden doğacak ve bu sefer hepimizin hayatı aydınlanacak. Umudumuzun bittiği yerde inadımız başlayacak. Bu zorlu yolların sonunda aydınlık sabahlara ve güzel manzaralara çıkacağız. Ayy “sus artık Polyanna” dediğinizi duyuyorum ve çok ayıplayarak diyorum ki bana inanın lütfen.
Hoşçakalınnn, öpüldünüsss.🤍
Yorumlar
Yorum Gönder